Gülşen YILMAZ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gülşen YILMAZ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ağustos 2018 Salı

Avrupalının Türk korkusu asırlara dayanır

Gülşen Yılmaz
Avrupa öteden beri, önce Attila’nın kılıcı ile ardından Timur’un gazabı ile en son Osmanlı’nın cihat aşkı ile tanışmış ve Türk korkusunu iliklerinde hissederek; “onlar zaten barbar canım” diye kendilerini avutmuşlardır. Düşünün Attila Avrupa’yı öyle bir kırıp geçirmişti ki Hristiyanlar; “Biz İsa’yı çarmıha gerdik. Tanrı’da bize bu adamı ceza diye gönderdi” demişlerdir.
Aslında Türklerin Anadolu’ya gelişinin ardından Avrupa’da telaş daha da kuvvetlendi. Tuğrul ve Çağrı Beyler bir fırtına gibi gelip Anadolu’ya akın ettiler. Ardından Malazgirt Savaşı ile o ilkokulda hep duyduğumuz Anadolu’nun kapılarını bir güzel açtık. Yine bir Kutalmış oğlu Süleyman Şah var ki vatan aşkı uğruna canını veren ama Türkiye Selçuklularının kurulmasına vesile olan…

12 Ağustos 2018 Pazar

Karlı Dağlardaki Sır

Gülşen Yılmaz
1-20180809163152.jpgGüneşe, hep güneşe yürüdüler. Uzak yollardan geldiler. Kimsenin olmadığı çağlardı. Destanlarla konuşulur, kurtlarla halleşilir, kayalarla dilleşilirdi. Onlar güneşe yürüyen Gök Tanrı’nın çocuklarıydı ve taşlara kazıdılar inançlarını…”
2007 yılında, daha hayata dair ne yapmak istediğini bile tam bilmeyen bir çocukken, yukarıda yazdığım cümleleri duydum televizyonda…

4 Ağustos 2018 Cumartesi

Ah...Ah Ahıska!!

Gülşen Yılmaz
Coğrafya kaderdir.” der İbn-i Haldun 1389 senesinde yazdığı Mukaddime’ sinde…
Tabii ki o bunu söylerken böyle iki kelimeye sığdırmakla yetinmez. Öyle bir irdeler ki konuyu, iklimin bölge insanının ruhuna, duruşuna nasıl tesirler bıraktığını, Arz-ı Küre’deki bu farklılığın insana nasıl tezahürleri olduğunu en mükemmel şekilde betimler. Tüm bunlar sayesinde bazı milletlerin refah içinde yüzerken bazı milletlerin sefalet içinde yaşadığını anlatır. Fakat eserde şunu da görürüz ki milletler nasıl yaşalarsa yaşasınlar toprakları için ellerinden geleni yaparlar.

29 Temmuz 2018 Pazar

Adalet Savaşçısı Bir Anne Vardı

Gülşen Yılmaz
Avrupa’nın orta yerinde, Srebrenitsa’da yaşanan vahşi soykırım hala boğazımızda düğüm gibi duruyor. Dünya susarken, orada 8372 Boşnak katledildi. Srebrenitsa’da bu katliamı yaşayan bir anne vardı.
Hatice Mehmedovic…
Görmüşsünüzdür. İki oğlunu ve eşini soykırıma kurban veren, hani o yeşil Srebrenitsa tabutlarının arasında oturan beyaz tülbentli anne…  Ya da onu soykırımdan sonra söylediği şu sözlerden de hatırlayabilirsiniz.

Türke Yüz Karası: Boraltan

Gülşen Yılmaz
Boraltan bir köprü, aşar geçer Aras’ı,
Yuğsan Aras suyuyla, çıkmaz yüzün karası…”
Sadece şu mısra bile insanın içini yakmaya yetiyor aslında. Evet, tarih yalnızca doğru işlerle bezeli bir olgu değildir. Yanlışlar, hatalar da yaşanmıştır. Ama galiba Boraltan büyük bir istisnadır ve Türk tarihinden yıkanarak bile çıkmayacak bir faciadır. Boraltan deyince Türk’te söz biter, dişler sıkılır, nedenler nasıllar havada uçuşur. Ya da belki bunların hiçbiri olmaz. Çünkü Boraltan Faciası Türklere unutturulmuş tarih sayfalarından silinmiştir. O yüzden şimdi bu mevzuyu irdeleyeceğiz gündeme getireceğiz ki bir daha böyle elim olaylar tekerrür etmesin.

28 Temmuz 2018 Cumartesi

TURAN ÇOCUĞU TOMRİS HATUN

Gülşen Yılmaz
Bilirsiniz tarihe şöyle bir bakılınca en çok erkek kahramanlar anlatılır. Erkek komutanlar, krallar padişahlar… Ama aslında o kahramanların anlatıldığı zamana şöyle bir geniş perspektiften bakılınca yanında yöresinde ona destek olan, akıl veren, kimi zaman da yol göstericilik yapan bir kadın figürü illaki görürüz.
Ancak tarih sahnesinde öyle kadınlarda var ki onlar geri planda sessizce varlığını hissettirmemiş direkt olarak savaşların başkahramanı, devletlerin lideri olmuşlardır. İşte bu kadın kahramanların ilki Tomris Hatun…

3 Haziran 2018 Pazar

Derinliklerimizle Oynamayın!

Gülşen Yılmaz 
Biliyorsunuz geçtiğimiz günlerde Konya Kılıçarslan Meydanı’nda Uluslararası öğrencilerin bir etkinliği oldu. Pek çok ülkeden öğrenciler kendi ülkelerini tanıtmak amacı ile çadırlar kurup, stantlar açarak hem yemeklerini hem de yöresel diğer ürünlerini bizlere tanıttılar. O kadar eğlenceli ve dolu dolu bir etkinlik oldu ki kendimizi her çadırda yeni bir ülkeye girmişçesine mutlu hissettik.

Adalet Timsali: Hızır Çelebi

Gülşen Yılmaz 
Osmanlı Devleti’nde yükselme dönemi de diyebileceğimiz Klasik Dönem’de devletin kendine has bir belediyecilik sistemi vardı. Buna göre şehirlerde Kadılar olur ve bu kadı hem o şehrin yargısal işlerine bakarken hem de belediye işlerini yapardı. Tıpkı şimdiki belediye başkanları gibi şehirdeki her türlü sorunla onlar ilgilenirlerdi.

26 Mayıs 2018 Cumartesi

SAADETTEN FELAKETE

Gülşen Yılmaz
Bugünün Kudüs’üne baktığım zaman geçmişte oynanan oyunlar geçiyor beynimden…
Yavuz Sultan Selim 28 Aralık 1516’da Kudüs’ü fethettiğinde, şehrin karşısındaki bir araziye nasıl da otağını kurdurtmuştu. Gururla… Tam ikindi vakti girecekti. Yavuz namazını Mescid-i Aksa’da kılacağını söyleyerek kandiller yakılmasını buyurdu. Osmanlı askerleri Mescid-i Aksa’yı, Kuran’da övgüyle bahsedilen Peygamberlerin ve tarihin iç içe geçtiği muazzam atmosfere sahip, o mukaddes mekânı 12.000 kandille aydınlattılar.

İlk Gülen Hasan Sabbah’mıydı ?

Gülşen Yılmaz
Hasan Sabbah… Bu ismi eminim çok duymuşsunuzdur. Fakat onun hakkında derinlere inildiğinde, tarihin unutulan kitaplarında kalmış çoğu isim gibi, onunda vücut değiştirip yeniden önümüze konulan birisi olduğunu fark edersiniz.  Peki, biz neden anlamıyoruz tarihin tekerrür ettiğini?  Şöyle söylemek gerekirse Hasan Sabbah’ı bilsek, ya da kendi tarihimizdeki her mevzuya mühim addederek baksak, tarih deyince her insanda geri kaçacak durumlar yaratmasak, emin olun aklı olan her vatan evladı yaşanacak olayları öngörebilirdi. Aslında ülkemizdeki bütün sorun burada başlıyor. Tarihimizi sevmek konusunda hep bir önyargımız var. Ama eminim ki biz yeni nesil tarihçiler bıkmadan gayret edersek, bizden sonraki nesil, tarihimizi en iyi şekilde öğrenip bir daha tekerrüre mahal bıraktırmayacaktır.

30 Mart 2018 Cuma

Medine Müdafii Fahreddin Paşa

Gülşen Yılmaz

Nerede bir çekirge görsem aklıma kendinden vazgeçip Medine’yi savunmak için canını ortaya koyan Fahreddin Paşa gelir.
Şimdi diyeceksiniz ki çekirgenin mevzumuzla nasıl bir alakası olabilir? Şöyle anlatalım o zaman…
Fahreddin Paşa Osmanlı Devleti’nin en cengâver paşalarından birisi… Öyle ki İngiliz ajanı Lawrence bile Paşa’dan bahsederken “Çöl Kaplanı” ifadesini kullanırdı. Bu büyük komutan Birinci Dünya Savaşı’nı kaybettiğimiz ve Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzalamaya mecbur bırakıldığımız sırada yani 23 Mayıs 1916’da Medine’yi müdafaa etmek için oraya gönderilmiş ve görevini hakkıyla ifa etmişti.

17 Mart 2018 Cumartesi

Bir Çanakkale, Bir Akif Destanı

Gülşen Yılmaz
Çanakkale Savaşı’nın en çetin geçtiği dönemlere gidiyoruz şimdi… Mehmet Akif Ersoy, yakın arkadaşı Kuşçubaşı Eşref’le, Arabistan’dadır. el-Muazzama istasyonunda… Burada olmalarının sebebi Şerif Hüseyin’in isyanına karşı, Arapların Osmanlı’ya tekrar biat etmesini sağlamak amacıyla Teşkilatı Mahsusa tarafından görevlendirilmeleridir. Teşkilatı Mahsusa’yı bugün ki İstihbarat Teşkilatı gibi düşünebilirsiniz. Akif burada bir taraftan İngilizlerin bu topraklardaki oyununa son vermek için çaba sarf ederken, Araplarla diyalogları sürerken, diğer taraftan da aklı ve ruhu Çanakkale’dedir. Hiç bıkmadan her gün telgrafın başında cephelerden gelecek bir tane iyi haberi bekler. Lakin beklenen haber gelmez… gelmez… gelmez…

26 Şubat 2018 Pazartesi

26. Yıl Dönümünde Hocalı Katliamı

Gülşen Yılmaz
Hocalı'yı anladık mı? Çünkü onu anlamak çok önemli... Ya da hala bir Türk, bir Müslüman olarak Hocalı diye bir yerin varlığından bile haberimiz yok mu? Rusların destek verdiği Ermeni çeteleri 26 Şubat 1992 yılında bize anlayalım diye bir şey anlattı. Bizim haberimiz yokken tabiri caizse olmayan Ermeni Soykırımı'nın kendilerince öcünü aldılar Türklerden ve hala da almaya devam ediyorlar. Gel gelelim biz farkına vardık mı? Hayır!!

6 Şubat 2018 Salı

Mescid-i Aksa'nın Geçmişi ve Muhtevası Yazı Dizisi

Kıble Cami (Cuma Cami)

Gülşen Yılmaz

Mescid-i Aksa… İslamiyet’te en kutsal üçüncü yer… Peygamberlerin ve tarihin iç içe geçtiği muazzam atmosfere sahip, zamanı durduran başmekân… Öyle ki Kâbe-i Muazzama’nın çevresi gibi koca koca binalar şükür henüz buraya uğramamıştır. 

11 Ocak 2018 Perşembe

Mescid-i Aksa’nın Geçmişi ve Muhtevası Yazı Dizisi

Kubbet-üs Sahra ve Muallak Kayası

Gülşen Yılmaz

   Aslında bu yazımda sizlere Kudüs’ün tarihçesinden bahsetmek niyetinde idim. Fakat hem çevremden hem medyadan gördüğüm kadarıyla bizim daha büyük bir eksikliğimiz olduğunu fark ettim. Müslümanlar olarak Mescid-i Aksa’nın içeriğini bilmiyoruz.
Mescid-i Aksa yalnızca bir mescidin adı mı, yoksa kompleks biçiminde mi adlandırma yapılıyor, öyle ise komplekste neler, hangi yapılar bulunuyor öncelikle bunu anlamamız lazım sanırım...