19 Ocak 2016 Salı

Kemal Özcan, Vatana Dönüş Kırım Türklerinin Sürgünü ve Milli Mücadele Hareketi (Kitap Tanıtımı)

Senan Kazımoğlu
senan@turkata.com


Kemal Özcan, Vatana Dönüş Kırım Türklerinin Sürgünü ve Milli Mücadele Hareketi, Tarih ve Tabiat Vakfı Yayınları, İstanbul 2002, XII+284 s., 4 Belge.

Karadeniz'in kuzeyinde, bugün Ukrayna'nın sınırları içersinde yer alan Kırım yarımadası, asırlardan beri Türk toprağı olarak kalmış, ancak 1774 yılında yapılan "Küçük Kaynarca"
antlaşmasıyla Rus hakimiyetine girmiştir. II. Dünya Savaşı sırasında Almanların Kırımı almasıyla yeniden işgale maruz kalan bu Türk toplumunun en büyük felaketi, 1944 yılında Rusların, Almanlardan Kırımı geri almasıyla başlar. Ruslar, Almanlarla işbirliği yaptığı iddiasıyla vatana ihanetten suçladığı Kırım Türklerini, topyekun sürgün eder. Kırım Türkleri ancak yarım asırlık mücadeleden sonra kendi topraklarına dönebilmiştir.
Kırım Türklerinin sürgünü ve vatana dönme mücadelesi hakkında Türkiye'de de bazı önemli eserler ortaya konulmuştur. Bu eserlerden biri de Kırım konusunda önemli araştırmaları olan Prof. Dr. Kemal Özcan'ın "Vatana Dönüş Kırım Türklerinin Sürgünü ve Milli Mücadele Hareketi  kitabıdır.
Hakkında bahsedeceğimiz Vatana Dönüş Kırım Türklerinin Sürgünü ve Milli Mücadele Hareketi kitabı, önsöz, kısaltmalar listesi, giriş, 4 bölüm, sonuç, bibliyografi, ekler ve dizin kısımlarından oluşmaktadır.
Önsöz (s. ix-x) kısmında kitap hakkında bilgi veren yazar, her bölümü ayrı-ayrı kısa şekilde ele alıyor. Daha sonra eserin hazırlanmasına destek olanlara teşekkür ediyor.
Giriş (s. 1-6) kısmındaysa Kırım Hanlığının kurulmasından itibaren Kırım Türklerinin Çarlık  ve Sovyet Rusya'sıyla ilişkilerinden bahsediyor. Ayrıca Sovyetlerin son dönemlerinden itibaren Rusya ve batıda yapılan çalışmaları anlatıyor. Sondaysa eserin yazılmasında başvurduğu kaynakların bazılarından  söz ediyor.
II. Dünya Savaşında Kırım Türklerinin Durumu ismini taşıyan birinci bölüm, II. Dünya Savaşı öncesi “Almanların Kırım hakkında planları” (s. 7-12) başlığı altında Sovyetlerin ve Almanların özellikle de Stalin ve Hitlerin daha savaşın öncesinden Kırım Türklerinin Kırımdan sürülmesi planlarından söz ediyor. Ancak, savaşın başlaması ve olası bir sürgünde Kırımda ekonomik durumun bozulması, göz önüne alınarak, Sovyetlerin ve Almanların sürgün planını ertelemesi detaylı şekilde işleniyor. Ayrıca, Almanların Kırımı kullanarak Türkiye'yi kendi taraflarında savaşa sokma planlarından da bahsediliyor. Daha sonra Almanların Kırım’a ciddi bir direnişle karşılaşmadan girmesi ve buna karşılık Sovyet ordusunun Kırım’dan geri çekilirken  yaptıkları tahribat ve katliamlar anlatılıyor.
Birinci bölümün ilerleyen sayfalarındaysa Kırım Türkü aydınların diğer devletlerle, özellikle de Almanya ile olan temasları yer almaktadır. Dikkat çeken bir diğer konu, asırlarca Rus zulmü altında inleyen Kırım Türklerinin bir kısmının, sırf bundan kurtulmak için Almanlarla işbirliği yaptıklarını ve hatta Sovyetlere karşı oluşturulan bazı kaynaklarda sayıları 20.000 kadar gösterilen Kırım Türk Nefsi Müdafaa Taburlarının kurulmasıdır. Buna rağmen Almanların Kırım Türklerine güvenmeyip hiç bir vazife vermemesinden, hatta estetik ve maddi değeri olan her şeyi Almanya'ya taşıyarak telafisi olmayan büyük tahribatlar meydana getirdikleri, çoğu zaman Rusları aratmayan uygulamalarından söz ediliyor.
“Alman işgali sırasında Kırım Türklerinin sosyal ve kültürel durumları”ndan (s.31-34) bahseden yazar, daha sonra Almanlara karşı Sovyetler tarafından Kızıl Ordu ve Partizan (çete) hareketlerinde yer alıp büyük kahramanlıklar gösteren Kırım Türklerinden bahsediyor (s. 32-40). En sondaysa yazar, II. Dünya Savaşının sonuna doğru Kırımın yeniden Sovyetler tarafından işgal edilişini ve Kırım Türklerine karşı Sovyet ordusunun yaptığı keyfi katliamları ele alarak birinci bölümü  bitiriyor.
Kitabın esas konularından olan Kırım Sürgününün anlatıldığı ikinci bölüm, Kırım Türklerinin Topyekun Sürgüne Gönderilmesi (s. 43-79) ismini taşımaktadır. Kırım sürgününe geçmeden önce yazar, Sovyetlerin sürgün politikalarını ve Sovyetler birliğinde yaşayan bazı toplulukların sürgün edilişlerini ele almaktadır. Ayrıca, Kırımı yeniden kendi egemenliği altına alan Sovyet rejiminin, incelemeler için Kırıma gönderilen heyetler tarafından Kırım Türklerinin sözde ihanetlerinin tespit edilip, sürgün için hazırlıklar yapıldığı vurgulanmaktadır.
“Kırım Türklerinin Topluca Sürgünü” (s.52-68) başlığı altında anlatılan sürgün hadisesinde Sovyet askerlerinin insanlık dışı hareketlerinden, sürgünün sebeplerinden, nasıl cereyan ettiğinden, sürgün edilenlerin sayısından ve sürgün yolunda yaşanan facialardan detaylı şekilde bahsedilmektedir. Bölümün bazı yerlerinde sürgün hadisesi zamanı Sovyet askerlerinin yazdıkları hatıralardan da  örnekler verilmektedir.
Kırım Türklerinden boşalan yerlere Sovyetlerin, çeşitli bölgelerden insanları getirerek yerleştirmesiyle devam eden ikinci bölüm, nihayet Kırım Türklerinden geriye kalan maddi-manevi kültür varlıklarının yok edilmesi ve hatta yer adlarının bile değiştirilmesiyle sona eriyor.
Kitabın üçüncü bölümü Kırım Türklerinin Sürgündeki Yaşantıları (s. 83-117) adı altında incelenmektedir. Bu bölüm, adından da görüldüğü gibi Kırım Türklerinin sürgün hayatından bahsedilmektedir
“Kırım Türklerinin sürgün yerlerine varışı ve yerleştirme” (s. 83-91) zamanındaki gayri insani ve gayri ahlaki davranışlar, ister yol boyu, isterse de sürgün yerlerine vardıktan sonra açlık ve hastalıkla mücadeleleri bu bölümde karşımıza çıkıyor.
Bölümün bir diğer dikkat çeken konusuda sürgündeki Kırım Türklerinin yaşam mücadeleleri, ev ve iş temini, sosyo-kültürel durumlarıdır. Ayrıca, “Stalin sonrası Kırım Türklerinin vaziyeti” (s. 105-116) bölümün konuları arasındadır.
Kitabın dördüncü ve son bölümü olan Kırım Türklerinin Yurtlarına Dönme Mücadelesi  (s.117-221) kitabın esas konularından olan Kırım Türklerinin milli mücadele hareketlerinden bahsetmektedir.
Kırım Türklerinin vatanlarına dönme mücadelesinin oluşumu, teşebbüs grubunun faaliyetleri ve Sovyet rejiminin bu oluşuma tepkisi bölümün dikkat çeken konuları arasındadır. Ayrıca, itibarlarının yeniden iade edilmesi ve haklarındaki suçlamaları kaldıran 5 Eylül 1967 kararnamesi hakkında geniş bilgi verilmektedir. Bu kararname sonrasında Kırım Türklerine diğer Sovyet vatandaşlarına tanınan haklar verilmesinden ve uzun mücadeleden sonra Sovyetlerin, Kırım Türklerinin, Kırıma toplu göçünden korkarak, ağır şartlar altında da olsa bazı Türklerin, devlet kanalıyla Kırıma yerleştirme haklarının verilmesinden söz edilmektedir.
Bölümün diğer önemli konularından biri de Kırım Türklerinin haksızlıklara karşı protestoları, buna karşılık da Sovyetlerin Kırım Türkleri korkutmak ve yıldırmak için tutuklanma ve yargılama kararlarıdır. İlaveten, Kırımda oturma izni alan bazı Kırım Türkü ailelerin uzun yıllar sonra vatanlarına döndükleri zaman karşılaştıkları olaylar anlatılmaktadır.
Nihayet 1989 yılında yayınlanan Sovyet Deklarasyonuyla resmen Kırıma dönme hakkı kazanan Kırım Türklerinin yaklaşık yarım asır  sonra vatanlarına dönüş hikayesi işlenerek dördüncü ve son bölüme nokta koyulmaktadır.
Sonuç kısmında (s. 221-229) Kırım Türklerinin tarihine genel bakıştan, Sovyetlerin Kırım Türklerinin yaptıklarının GENOSID yani SOYKIRIM olduğundan  ve Kırım Türklerinin vatanlarına dönüş mücadelesinden kısa şekilde bahsedilmektedir.
Kitabın 226-244. sayfaları arası bibliyografya oluşturmaktadır. Oldukça zengin bir bibliyografya sunan yazar bu kısımda Kırım Türklerinin sürgün ve milli mücadele hareketleriyle ilgili yapılan önemli çalışmalara yer vermiştir. Ayrıca, ekler (s. 245-260) kısmındaki belgelerde  kitabın değerini  artırırken, hemen arkasından gelen dizin (s. 261-284) kısmı da eseri daha da kullanışlı hale getiriyor.
Kırım Türklerinin sürgünü ve vatana dönüş mücadelesi tarihiyle ilgili kaynaklar kullanarak meydana gelen bu eser, Kırım Türklerinin tarihine ışık tutması ve Kırım Türklerinin dramını anlatması bakımından önemli kitaplar arasında yer almaktadır. Ayrıca, kitap, akıcı dili ve üslubuyla sadece konuyla ilgilenen akademisyenlere değil, her kademeden geniş okuyucu kitlesine hitap etmesi bakımından çok değerli bir kitapt olduğu kanaatindeyim.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder