29 Nisan 2020 Çarşamba

Nesimi ve Çağdaş Gençlik

Aliyev Sabir Etibar oğlu,
Batı Hazar Üniversitesi, Turizm Ve Otelcilik Öğrencisi

Biz ulus ya da birey olarak geçmişten ders çıkarta biliryor muyuz? Önceki insanların ilkelerini, arzularını ve fikirlerini yaşata biliyor muyuz, veya bunu istiyor muyuz? Toplumumuzdaki birçok grublarınun geçmişle şimdiyi karşı-karşıya koyduğu ve tartışma yaratarak asırlık fikirleri değiştirmeye istekli oldukları açıktır. 

23 Nisan 2020 Perşembe

Yüreğim Askerde

Sitare Vüsal

Akşamüstü… Havalar açılmaya başladı, yazgirdi girecek, hüzün bulutlarının gitmesini bekliyor. Yine yerimi almışım, cam kenarındayım. Yuvamı, bahçemi seyre dalmışım. Yeni yeni gelen misafir kuşların kanat çırpışı, bizim güvercinlerin buruk sevinçleri, kimsesiz bahçem gözümden kaçmıyor.. Cam kenarındaki koltuk artık dert ortağım oldu. Aradabir kafamı sola çevirip pusette uykunun kollarında sallanan bulbul seslime bakıyorum; Bilalime.. 

20 Nisan 2020 Pazartesi

Sulduz Katliamı


Naki Nağıoğlu

İran’da yaklaşık bin yıl süren Türk hakimiyeti Kaçarların 12 Aralık 1925 yılında hakimiyetten uzaklaştırlıması ile son buldu. Rıza Şah Pehlevi’nin 15 Aralık 1925 yılında Şah ilan edilmesi ile İran’da şovinist ve milliyetçi Fars-Pehlevi diktatörlüğü kurulmuş oldu. 

21 Mart 2020 Cumartesi

Türkistan’ın Geleneksel Nevruz Yemeği “Sümenek”

Kifayatullah RAHMATOGHLİ

krahmatoglu@gmail.com


Nevruz kelimesi Farsça bir terim olup “yeni gün” anlamına gelmektedir. Ben nevruzun nereden geldiğine odaklanmayacağım, bizim için mühim olan nevruzda; yani bahar ayında, Türk’ün geleneğinde güçlü değere sahip binlerce yıldır kendini korumaya devam etmekte olan Sümenek yemeğidir.

24 Şubat 2020 Pazartesi

Afganistan'da Sandıkların İstediği Değil, ABD'nin İstediği Olur

Kifayatullah Rahmatoghli
krahmatoglu@gmail.com

Birçok alanda fonksiyonel düzeyde nitelikleri ortadan kalkmış geride bir devlet kaldı. Ülke topraklarında yaygınlaşan terör örgütünün etkili bir izlenim ortaya koymakla birlikte toplumsal çevreyi krize sürüklediği dünya kamuoyu tarafından takip edilmişti. 2001 yılında Afganistan’daki savaşı Avrupalılar televizyon ekranlarından izlemişlerdi. Sunulan haberler hiper gerçeklikti.

9 Ocak 2020 Perşembe

Güney Türkistan’da Dil Asimilasyonu


Kifayatullah RAHMATOGHLİ

krahmatoglu@gmail.com


Güney Türkistan’lılar dil asimilasyonuna gelmeyin. Dil, bir kültürün anahtarıdır. Milletlerin varlığını devam ettirebilmesi için sözlü kültür kadar yazılı kültürün gelişmesi de bir o kadar önemlidir. Her milletin kendine özgü kültürü ve toplumsal hafızası vardır.

5 Aralık 2019 Perşembe

KANAYAN YARA

  Zehra TOKUR
                                                       
“Biz İslam Âleminin Bir Parçasıyız” dedi. Boğazında yumru, gözlerinde buğuların yer ettiği gönlü yaslı ağabey. Ve devam etti. Soykırım altındayız. İkinci Endülüs olma yolundayız, dedi. Bir yanı yıkık. Ailesi kayıp. Can ciğerleri kamplarda.  Yoldaşı, hücrenin içinde sadece İlahi Kudrete teslim.
Bilakis, Gök bayrağın altında, parmaklıkların ardında, işkencelerle muhatap olup, hakikati haykıranların, tarihin altın harflerle yazdığı Kaşgarlı Mahmud’un, Yusuf Has Hacib’in, Osman Batur’un ve daha nice bayrağa, hakka sevdalı soydaşların memleketidir; Doğu Türkistan.

25 Ekim 2019 Cuma

Yol Hikâyesi

    Bazen ömür, mumun üzerindeki üşüyen alevin bir nefese maruz kalması kadar kısa. Ve bir o kadar da zor. Tıpkı beton duvarlar arasından açmaya çalışan bir çiçek gibi. Mucizelerle dolu, tebessümlerle dolu, gözyaşlarıyla nemli. Yol boyunca aşkla, mücadeleyle ömür geçen bir hayatın sonlarında ya kokusuna müptela olduğumuz toprağın altına emanet ediliyoruz ya da bir masanın üzerine bırakılan buruşturulmuş peçetelerin birer sahibi olarak kalıyoruz, kendimizle baş başa…

10 Eylül 2019 Salı

Cadde

Zehra Tokur

Masmavi gökyüzü, dağların ardındaki eriyen güneşin kızıllığına karışmış kendisini karanlığa teslim etmenin vaktini bekliyordu. O sıra başımı camına yasladığım otobüsün yedi numaralı koltuğunda kulağımda hafif bir müziğin tınısı eşliğinde akşamüstü muhabbetine koyulmuştum, yeryüzüyle.
Öyle ki bir yandan sükûtun huzuru diğer yandan aklımdan çıkmayan zihnimi esir alan o notaların tınısı. Ya da bir mücadelenin vermiş olduğu birer iz. Bilmiyorum bu neyin nesi?

28 Ağustos 2019 Çarşamba

Eminönü Balıkçısı

  Zehra Tokur

Yeryüzünün, yavaş-yavaş inzivaya çekildiği vakitlerde, bulutların hüznü, denizin dalgalarıyla cilveleşmesiyle beraber anlıyordum güz mevsiminin geldiğini… Gökyüzü mü şehre hissettiriyordu durgunluğunu, şehir mi gökyüzüne anlatıyordu derdini bilinmez. Bildiğim tek şey; derttaş olmanın vermiş olduğu huzur.