28 Temmuz 2018 Cumartesi

TURAN ÇOCUĞU TOMRİS HATUN

Gülşen Yılmaz
Bilirsiniz tarihe şöyle bir bakılınca en çok erkek kahramanlar anlatılır. Erkek komutanlar, krallar padişahlar… Ama aslında o kahramanların anlatıldığı zamana şöyle bir geniş perspektiften bakılınca yanında yöresinde ona destek olan, akıl veren, kimi zaman da yol göstericilik yapan bir kadın figürü illaki görürüz.
Ancak tarih sahnesinde öyle kadınlarda var ki onlar geri planda sessizce varlığını hissettirmemiş direkt olarak savaşların başkahramanı, devletlerin lideri olmuşlardır. İşte bu kadın kahramanların ilki Tomris Hatun…
İskitlerin anası, Türkleri birleştirip Turan ülküsünü gerçekleştiren Alp Er Tunga’nın torunu… Turan iline doğmuş Türklük aşkıyla yoğrulmuş olan Tomris Hatun o dönemdeki her Türk kızı gibi savaş ve savunma teknikleri konusunda kendisini geliştirmiş ve kocası öldükten sonra da İskitlerin başına geçmiştir. Halkı tarafından anne gibi sevilen bu hükümdar ve komutan Hatun bulunduğu coğrafyaya çok hâkim olduğu için büyük başarılara da imza atmıştır.
Fakat oralarda bir yerde Tomris Hatunu çokta önemsemeyen bir imparator var. Bölgenin neredeyse bütün topraklarını ele geçirmiş kana dökmekten zevk duyan Pers İmparatoru Kirus. Yakarak, yıkarak, gaddarca himayesine aldığı kabilelerden sonra Kirus, İskit sınırına dayanınca haliyle Tomris Hatun için de kendisini ispatlama sınavı başlamış oluyordu.
Karşısına o dönemin en büyük gücü olan Pers İmparatorluğu'nu almış bir Türk kadını...
Tomris Hatun biliyordu ki işi kolay olmayacaktı. Ama asıl Kirus’un bilmediği bir şey vardı oda tarihe büyük bir intikamın maktulü olarak geçecek olmasıydı. Deminde dediğim gibi Kirus İskitleri çok önemsememiş olacak ki savaş için yalnızca öncü birliklerle saldırıyordu. Elbette ki durumu fark eden Tomris Hatun stratejilerini ortaya koyarak açık bir alanda savaşmak yerine, seri bir şekilde geri çekilip Pers ordularını dar koridorlara, sarp kayalıklara çekmeye çalışıyordu. Geri çekilirken su kuyularını zehirlediği ve tüm tarlaları yaktıkları için Persler, uzun süre bu topraklarda da barınamıyor ve geri çekilmek zorunda kalıyorlardı. Böyle böyle devam eden savaş pozisyonu akşam olunca bırakıldı. Herkes çadırlarında sabahı beklerken Kirus İskitleri yenemeyeceğini artık anlamış olacak ki elçi aracılığı ile Tomris Hatun’a evlenmek istediğini söyledi. Evlenmek istemesinin asıl nedeninin, evlilik suretiyle İskitlerle birleşmek ve savaşmadan bu toprakları elde etmek olduğunu anlayan Tomris Hatun Büyük Kirus'u kesin bir şekilde reddedince hiddetlenen kral Tomris Hatunun oğlunu pusuya düşürüp öldürttü.
Çocuğu ölen bir anne bir de ülke lideriyse gerisini siz düşünün.
Gün ağardığında Tomris Hatun intikam yemini etmiş, Büyük Pers ordusu da harekete geçmiştir artık... İşini bu sefer şansa bırakmak istemeyen Kirus ordu içerisine özel olarak savaş için eğitilmiş köpekler ve Pers İmparatorluğu'nun en iyi askerleri olan Ölümsüzler Birliğini de alır. İskit topraklarına geldiklerinde Tomris Hatun, bölgenin coğrafi konumunu kendine avantaj olarak kullanarak belirli bir yere kadar geri çekilir ve Türklerce bilinen Hilal Taktiği’ni uygular. İskit ordusunun yaklaşık beş katı büyüklüğünde bir orduya sahip olan, gözünü kan hırsı bürüyen Kirus, bu tuzağı fark etti mi bilinmez ama sayıca üstünlüğüne güvenerek doğruca Tomris Hatun'u takip eder. Hilal taktiği ile etrafı sarılan Pers ordusu farkına bile varmadan darmadağın olur ve büyük kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kalır. Savaş sona erdiğinde, Kirus, savaş meydanında ölü olarak bulunur. Bunun üzerine Tomris Hatun kendi elleriyle Kirus'un kafasını keser ve Pers askerlerinin kanlarıyla doldurulan bir fıçıya kafasını atarak tarihe kazınan şu sözleri söyler:
“Hayatında kaç içmeye doyamamıştın, şimdi seni kanla doyuruyorum.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder