25 Mart 2016 Cuma

Ignaz Goldziher (3. Bölüm)

Khayala Aliyeva
editor@turkata.com


Goldziher kendisini samimi ve katı bir yahudi olarak niteler. Goldzihere göre dinler özü itibariyle ilahi kökenli olmakla birlikte, toplumlar daha sonraki dönemlerde onu muhtelif ilavelerle mütekamil hale getirirler.
Dolayısıyla inanç ve ibadete dair konular dahil bütün hususlar birer “ayrıntı” olup dine sonradan ilave edilmişlerdir. Goldziher’in monoteist din dediği Nebevi Yahudilik’tir. Hıristiyanlık ve İslam da bu esasa dayanan muharref birer dini yapılanmadır. Özellikle Yakın Doğu seyahati sırasında İslam’daki pek çok esasın Yahudilik’tekine benzediğine kanaat getirmiştir.[1]
1902 yılında o güne kadarki hayatında yaptıklarını şöyle özetler: “Yahudi, Türk, Arap, Mısır, antik Asurlular, Sünnilik ve Şiilik üzerine bıkıp usanmadan önceleri fantezi dolu ve oldukça hür bir şekilde, sonraları daha sağlam temellere dayalı olarak yazılar yazdım... Diyebilirim ki İslam ve Arap edebiyatı alanındaki yazılarım yeni bakış açıları getirdi... Macarca yazılarımın bir kısmı ile, gücümün büyük bir bölümünü harcayarak Yahudilik alanına epeyce katkıda bulundum”.
Goldziher Julius Wellhausen[2] ve Christiaan Snouck-Hurgronje[3] ile birlikte Batı’daki İslami incelemelerin kurucusu olmuş ve Batı İslamoloji çevrelerinde yeni İslamiyatçılar’ın manevi babası sayılmıştır. Theodor Nöldeke onu Wellhausen ile birlikte deha olarak kabul etmiş, Arap ilahiyatı ve felsefesi alanında rakibinin bulunmadığını ileri sürmüştür. Richard Hartmann, onu “dinler tarihi araştırmasında bir mürşit”, Carl Heinrich Becker, onu “İslam araştırmacılarının manevi babası”, Waardenburg da onu “İslam ilimlerini tarihi bir bilim olarak kuran ilk kişi” olduğunu bildirirler. Zakir Kadiri (Ugan), M. Fuad Köprülü ve İsmail Hami Danişmend gibi bazı Türk ilim adamları da onun İslam araştırmaları alanında yüksek bir mevkiye sahip olduğunu ifade etmişlerdir. Muhammed Tayyib Okiç’e göre hadisin mahiyeti hakkında en etraflı malumatı veren bir müsteşrik olup mümkün olduğu kadar kendini tarafsız göstermeye çalışmıştır. Zeki Velidi Togan ise 1953 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde kurulması önerilip de senatoca uygun görülmeyen İslam İlimleri ve Medeniyeti Kürsüsü’nde verilecek derslerden İslam akide ve teolojisi, tefsir ve hadisin Goldziher’in eserleri esas tutularak öğretilmesini tavsiye etmiştir.
Mısır’da Goldziher’in eser ve makalelerinin Arapça’ya çevrilmesi ve bazı aydınların onun görüşlerine sıcak bakmaları şer’i ilimlerde yetişmiş bazı alimlerin şiddetli tenkitlerine neden olmuştur. Bunlardan Mustafa es-Sibai’ye göre “hadis dalında şarkiyatçıların en tehlikelisi, tesiri en geniş ve en çok ifsat edicisi Goldziher’dir”.
Mustafa el-A‘zami ise Muhammedanische Studien’in II. cildinin şarkiyatçıların hadis alanında yazdıkları ilk ve belki de son önemli araştırma olduğunu bildirmiştir.
Zengin kaynaklara dayalı kitap ve makaleleri İslam ilim muhitlerinde bütünüyle tenkitten geçirilmemiş olmakla beraber onlardan bazıları üzerinde yapılmış ilmi değerlendirmeler Goldziher’in pek çok yerde hissiyatına mağlup olduğunu, haksız ve yanlış sonuçlara vardığını göstermektedir. Bununla birlikte onun ilmi tarafsızlığı zaman zaman elden bırakmadığı, İslam’ın hoşgörü ve mistik ruhaniyetine duyduğu hayranlığı dile getirdiği, Kur’an-ı Kerim’in ilahi menşeini pek kabule yanaşmazken dünya edebiyatının bir şaheseri olduğunu itiraf etmekten de kendini alamadığı görülmektedir.[4]


Eserleri.
Goldziher’in çeşitli dillerde yayımladığı kitap ve makalelerinin toplam sayısı 741’i bulur. Sekiz ansiklopedide yazıları çıkmış, bu arada projesini hazırladığı The Encyclopaedia of Islam’da otuz maddesi yer almıştır. İslam tarihiyle ilgili araştırmalarda dikkatini hususiyle İslam’dan önceki Arap şiirine çevirmiştir. 1896’da Abhandlungen zur arabischen Philologie adlı iki cildlik filolojik ana eseri Leiden’de neşredildi. Birinci cild İslam’dan önceki Arap şiirleri, ikinci cild ise Ebu Hatim es-Sicistani’nin Kitabu’l Muammerin adlı eserinin İngilterenin Cambridge Üniversitesi’ndeki yazmasına istinaden edisyon kritiğidir.
Klasik Arap Literatürü Tarihi kitabı Goldziherin yazdığı tek ders kitabıdır. Bosna Hersek’teki Müslüman okullarının 8. sınıfları için Macarca yazılmış bir eserdir.
 Onun İslamiyat’a ayırdığı temel kitaplarının sayısı dörttür.
1.                  Die Zahiriten (Leipzig 1884). Başlıca temsilciliğini Davud ez-Zahiri ile İbn Hazm’ın yaptığı Zahiriyye fıkıh mezhebini ele alan bir eser olup bu konuda yazılmış ilk ve en geniş ilmi araştırma niteliğindedir. Birçok İslami kaynağa başvurularak kaleme alınan eseri Cihad Tunç Zahiriler: Sistem ve Tarihleri adıyla Türkçe’ye çevirmiştir (Ankara 1982).
2.                  Muhammedanische Studien (I-II, Halle 1889-1890), (İslam dini üzerine incelemeler). İslam dini tarihi tetkikinde çığır açan eserdir. Bu eser Goldziher’in ana eseridir.[5] I. cilt beş ana bölüme ayrılmıştır ve mürüvvet ve din, Arap kabileciliği ve İslam, Arap ve Acem, şuubiyye ve ilimdeki tezahürü konuları yer almıştır. Haşiye ve zeyiller bölümünde ise cahiliyenin manası, İslam’da ve putperestlikte ecdada ve ölülere tazim, cahiliye ve İslam’da dilin kullanımı, künyenin şeref için kullanılması, siyah ve beyaz ırklar, Türkler’le ilgili hadisler, Arapça şiir yazan Araplaşmış İranlılar gibi konulara yer verilmiştir. Cihad Tunç tarafından Türkçe tercümesi hazırlanmıştır. Umumiyetle hadise ayrılan II. ciltte ise: Hadis ve sünnet, Emeviler ve Abbasiler, İslam’da fırka kavgaları ve hadis, hadis uydurulmasına karşı gösterilen tepki, “eğlence vasıtası” olarak hadis, hadislerin yazı ile tesbiti, hadis literatürü gibi konular işlenmektedir. Bu cildin sonunda “İslam’da Evliya Takdisi” adlı bir inceleme yer almakta, bunu takip eden zeyillerde de şu konular işlenmektedir: Mücahid olarak Emeviler, hadis ve Yeni Ahid, Kur’an’ın taklitleri, hadis literatüründe kadınlar, Allah’ın mukaddes yerlerle ilgili iradesi. Eserin bu cildinin Fransızca çevirisinden Mehmet Ş. Hatiboğlu tercüme yapmıştır. Tunus Zeytune Üniversitesi Şeriat ve Usulüddin Fakültesi’nde Muhsin Abdünnazır tarafından Dirasatü Goldziher fi’s-Sünne ve Mekanetüha’l-İlmiyye (Goldziherin Sünnetle İlgili Çalışmaları ve İlmi Değeri) adlı bir doktora tezi hazırlanmış, 922 sayfa tutan tezin ilk 400 sayfasında eserin bu cildinin Arapça tercümesi verilmiştir.[6]
3.                  Vorlesungen Über den Islam (Heidelberg 1910, 1925, 1963 [tıpkıbasım]), (İslamda Akide ve Şeriat). Goldziher’in en fazla yaygın olan eseri. Bu kitap 1908’de American Commitee for Lectures on the History of Religions tarafından konferans verilmek üzere davet edildiği, fakat hastalığı sebebiyle veremediği altı konferansının metninden ibarettir. Bir İslamoloji el kitabı mahiyetindeki eser altı ders halinde hazırlanmıştır: Muhammed ve İslam’ın doğuşu, şer‘i hukukun gelişmesi, akidenin gelişmesi, zühd ve tasavvuf, fırkalar, daha sonraki oluşumlar. Kitap, Fransızca’ya çevrilmiş, Arapça tercümesi -el-Aķide ve’ş-Şeria fi’l-İslam (Kahire 1946)- da Fransızca’dan yapılmıştır (Eseri Arapçaya çevirenlerden Ezher hocası M. Yusuf Musa Goldziheri “allame” diye adlandırmıştır.[7]). Hatiboğlu’nun Fransızca ve Arapça çevirilerinden gerçekleştirdiği Türkçe tercüme henüz basılmamıştır. Kitap İngilizce, Macarca ve İbranice’ye de çevrilmiştir. İlmi neşriyat arasında hiçbir kitap Goldziher’in bu eseri gibi ne bir çok dillere tercüme edilmiş, ne de yayımından seneler sonra herkes tarafından kullanılmıştır.[8]
4.                  Die Richtungen der Islamischen Koranauslegung (Leiden 1920, 1952, 1970), (Kur’an Tefsirinde İslam Mezhepleri). Goldziher’in kaleme aldığı son oryantal çalışmadır ve bütün birikimini bu çalışmasında gözler önüne sermiştir. Bu eser şimdiye kadar bu alanda yazılmış en kapsamlı eserdir. Louis Massignon’un “Goldziher’in şaheseri” diye nitelendirdiği kitapta: Kur’an tefsirinde ilk basamak, hadislerle tefsir, kelami tefsir, tasavvufi tefsir, dini fırkaların Kur’an’ı tefsiri, yakın devirlerin tefsiri gibi konular işlenmiştir. Eser, Abdülhalim en-Neccar tarafından Mezahibü’t-Tefsiri’l-İslami adıyla tercüme edilmiştir (Kahire 1374/1955). Ancak bu çeviri ilmi ciddiyetten uzak görünmektedir. Nitekim Goldziher’in atıfta bulunduğu Arapça kaynaklara başvurulmadığı için onun yaptığı yanlışlar düzeltilmemiş, bunun yanı sıra çok sayıda yanlış ve eksik çeviri yapılmıştır. Eseri bu Arapça çeviriden de Mustafa İslamoğlu İslam Tefsir Ekolleri adıyla Türkçe’ye aktarmıştır.
Goldziher’in Yakın Doğu gezisi hakkında seyahati esnasında yazdığı Oriental Diary adlı notları vardır. Kırk yaşından sonra, 22 Haziran 1890 tarihinden itibaren Almanca olarak yazmaya başladığı, 1 Eylül 1919’a kadar devam eden günlüğü (Tagebuch) ise Macar yahudi ilim adamı Alexander Scheiber tarafından neşredilmiştir (Leiden 1978).
Bunların dışında Goldziher’in zengin bir makaleler külliyatı mevcuttur. Onun 1870’ten başlayarak çeşitli dillerde yazdığı incelemeleri son öğrencisi Somogyi tarafından altı cilt halinde yayımlanmıştır (Gesammelte Schriften, Hildesheim 1967-1973). Türkçe’ye çevrilen makaleleri ise şunlardır:
-          Cihad Tunç, “İslamda Hadisin Yeri Etrafında Mücadeleler” (AÜİFD, XIX (1973), s. 223-235);
-          Hayrani Altıntaş, “İslamiyetin İlk Zamanlarında Zühd” (a.g.e. XXIV (1981), s. 539-546);
-          M. S. Hatipoğlu, “Müslümanlarda Sekine Kavramı” (a.g.e. XXVI (1983), s. 143-153);
-          İsmail Hakkı Ünal, “İspanya Arapları ve İslam” (İslami Araştırmalar, I/1 (Ankara 1986), s. 80-99; I/2 (1986), s. 48-62);
-          M. Emin Özafşar, M. Görmez ve B. Erol, “İslamda Eğitim” (a.g.e. II/7 (Ankara 1988), s. 79-94).[9]
Goldziher 19. yüzyılın 80. yılından beri çeşitli yabancı lügatların hazırlanmasında iştirak etti. Bizzat teklifçisi de olduğu İslam Ansiklopedisi’nin  vücud bulması için otuz makale yazdı. Altı ilmi yazısı James Hastings'in Encycloppaedia of Religion and Ethics (Edinburg 1908-1919) adlı eserinde neşredildi; bunlar arasında İslam terbiyesine dair olan uzun makalesi bilhassa önemlidir. The Jewish Encyclopedia (New York 1901-06) için İslam adlı önemli bir makale yazdı. Brockhaus'in Konvesations-Lexikon (Leipzig 1892) için ve ayrıca A. Pallas Nagy Lexikona (Budape ş te 1893-97) ve Revai Nagy Lexikona (Budapeşte 1911-22) adlı iki Macar ansiklopedisi için Arab kitabiyatı ve İslamiyet hakkında yazdığı makaleleri vardır.
Onun başlangıçtan itibaren en sevdiği tedkik, İslam’ın diğer din ve kültürlerle olan münasebetleriydi. Goldziher, Kopenhag’daki (1911) Danimarka İlimler Akademisi’nin, St.Petersburg’daki (1898) Kraliyet İlimler Akademisi’nin, Göttingen’deki (1910) Kraliyet İlimler Cemiyeti’nin, Berlin’deki (1910) Kraliyet İlimler Preuss Akademisi’nin, Londra’daki (1904) British Akademi’nin, Amsterdam’daki (1909) Kraliyet İlimler Akademisi’nin, Madrid’deki Real Akademia de la Historian’ın ve Münih’deki (1916) Kraliyet İlimler Akademisi’nin muhabir üyesiydi.
Budapeşte filoloji cemiyeti, Leipzig’teki Alman Avrupa Cemiyeti, Londra’da (1893) Royal Asiatic Society of Great Britain and Ireland, Kalkuta’da (1904) Asiatic Society Bengal, Kahire’de Institut Egyptien, New Haven’da American Oriental Society, Helsinki’de (1909) Fin-Macar cemiyeti ve Stokholm’de Dinler Tarihi Cemiyeti tarafından Şeref üyeliğine seçildi. Ölümünden sonra, ailesinin müsaadesiyle Dımeşk’teki Academie Arabe’ın şeref üyeliğine de seçilmişti. Beynelmilel Müsteşrikler kongresiyle Beynelmilel Dinler Tarihi kongresinin merkez komitesinde daimi üye ve Beynelmilel Müsteşrikler kongresinin İslamiyet bölümünde daimi başkan idi.
            İngiltere (1904) Cambridge Üniversitesinde edebiyat (D.Litt), Aberdeen Üniversitesinde hukuk (LI.D.) şeref doktoru oldu.
Yarım yüzyılı bulan ilmi faaliyeti boyunca yabancı üniversitelerden (Avrupada Viyana Üniversitesi’ne, 1886’da Prag Üniversitesi’ne, 1904’te Cambridge Üniversitesi’ne, aynı yıl Heidelberg Üniversitesi’ne ve 1906’da Strasburg Üniversitesi’ne) sayısız davetler aldı ve hepsini reddetti. Kral Fuad onun Kahire Üniversitesi’nin kuruluşuna katılmasını istedi ve bizzat bunun için Budapeşte’ye giderek kendisini davet etti. Kahire’ye gitmedi ise de kuruluş projesine katkıda bulundu.[10]


DİPNOTLAR
[1] HATİBOĞLU, İbrahim, “Yakın Doğu Seyahatı ve Eserleri Bağlamında Ignaz Goldziher ve İslam Dünyası ile Fikri Etkileşimi”, Marife Dergisi, yıl 2, sayı 3, kış 2002, s. 119.
[2]Julius Wellhausen - 17 Mayıs 1844’te Almanya’da doğdu. Babası August Wellhausen bir Protestan papazıydı. 1862’de Göttingen Üniversitesi Teoloji Bölümü’ne kaydoldu. Burada Heinrich Ewald gibi hocalardan aldığı dinler tarihi ve teoloji eğitiminin yanı sıra İbranice, Aramice ve Arapça öğrendi. 1870’te Göttingen Üniversitesi’nde doktor unvanını aldı, 1871’de Der Text der Bücher Samuelis Untersucht (Göttingen) adlı eserini hazırladıktan sonra 1872’de Greifswald Üniversitesi’ne kadrolu Ahd-i Atik profesörlüğüne tayin edildi. Ahd-i Atik’le ilgili çok sayıda çalışma yaptı; ancak araştırmaları kendisini 1882’de teoloji profesörlüğünden istifa etme noktasına getirdi. İstifası kabul edildi ve Greifswald’dan ayrılırken kendisine Felsefe Fakültesi tarafından fahri felsefe doktoru unvanı verildi. 1885’te kadrolu profesör olarak Marburg Üniversitesi Felsefe Fakültesi’ne tayin edildi.  1892’de Göttingen Üniversitesi Doğu Dilleri Kürsüsü’ne tayininden sonra tekrar Ahd-i Atik dersleri vermeye başladı. 1913’te emekli oluncaya kadar burada çalıştı. Altmış yaşından itibaren duyma yetisini kaybeden Wellhausen uzun bir hastalık döneminin ardından 7 Ocak 1918’de Göttingen’de öldü.
Akademik hayatına Yahudilik tarihi hakkındaki araştırmalarıyla başlamış, çalışmalarını Ahd-i Atik, Ahd-i Cedid ve İslam tarihi gibi geniş bir alana yaymıştır. Wellhausen, Ahd-i Atik’ten İslam tarihi alanına geçişinin gerekçesini, Muhammed in Medina adlı eserinin girişinde eski İsrail tarihinin anlaşılabilmesi için eski putperest Araplar’ın bilinmesinin gerekli olduğu şeklinde açıklar. İslam kaynaklarını Yahudiliği anlamak için kullanan Wellhausen, İslam dinini ve tarihini de bu çerçevede kurgulamıştır. İslam tarihini dini bir teşekkülün sonucu olmaktan çok bir tür kültür tarihi (Kulturgeschichte) olarak görüp çalışmalarını bu amacına uygun biçimde gerçekleştirmiştir. Bilhassa Hz. Muhammed’in Medine dönemine önem vermiş, onun Medine’de teşkil ettiği toplumsal yapıyı “en önemli eseri” diye görmüş ve devlet adamı yönünü ön plana çıkarmıştır. (Hilal Görgün, WELLHAUSEN, Julius, DİA, 43, s. 155-156.)
[3] Christiaan Snouck-Hurgronje – Hollandalı Protestan papazı ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Orta öğrenimini Breda’da yaptıktan sonra Leiden Üniversitesi’nde İslam hukuku, Arapça ve şarkiyat okudu. 1880’de hocası M. J. de Goeje’nin yönetiminde haccın tarihi ve dindeki yeri üzerine doktora yaptı ve hazırladığı Het Mekkaansche Feest (Leiden 1880) adlı eseriyle ödül kazandı. Aynı yıl, üniversitenin Endonezya’ya gönderilecek sömürge memurlarını eğitmek için açtığı kursta hocalık yapmaya başladı. Araştırmalarda bulunmak üzere 1884’te Cidde’ye gitti ve burada beş ay kalmasının ardından kadı ve diğer ulemanın huzurunda müslüman olduğunu söyleyerek Abdülgaffar adını aldı. Snouck-Hurgronje, Leiden Üniversitesi’nde bir süre daha ders verdikten sonra 1889’da Hollanda sömürge hükümetinin hizmetinde çalışmak üzere Endonezya’ya gitti. Hurgronje, Hollandalılar’a karşı Açe ulemasının liderliğinde 1873 yılından beri yürütülen Açe savaşındaki dini ve siyasi unsurları analiz etmek amacıyla Açe’ye gitti ve orada bir yıl kaldı. Ancak daha sonra da hükümetin isteğiyle sık sık giderek Açe halkı hakkında araştırmalar yaptı ve tavsiyeleriyle bölgede Hollanda hakimiyetinin kurulmasına katkıda bulundu. 1906 yılında Hollanda’ya döndüğünde Leiden Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde emekliye ayrılan hocası M. J. de Goeje’nin yerine Arapça profesörü olarak tayin edildi. Aynı zamanda 26 Haziran 1936’da Leiden’de ölümüne kadar Hollanda hükümetine İslami konularda danışmanlık yapmaya devam etti; bu arada Cezayir’deki Fransız sömürge hükümetine de tavsiyelerde bulundu. Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere çeşitli ülkelerde konferanslar verdi.
Endonezya’da iken dini nikahla evlendiği Cavalı iki müslüman eşinden doğan çocuklarını tanımadığı ve onları da annelerini de Hollanda’ya kabul etmediği bilinmektedir.  Onun sömürge hükümetine yakınlığı ve Hollanda yayılmacılığına yaptığı katkılar, neticede adının Endonezya müslümanları arasında kötü bir anı olarak kalmasına ve kendisine “Hollandalı emperyalistlerin müftüsü” denilmesine yol açmıştır. (SNOUCK HURGRONJE, Christian, İsmail Hakkı Göksoy, DİA, 37, s. 340-341.)
[4]Mehmet S. Hatiboğlu, “Goldziher Ignaz” , DİA, 14, s. 102-103.
[5] Goldziher, Ignaz, Die Zahırıten, trc. Cihad Tunç Zahiriler Sistem ve Tarihleri, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara 1982, s XVII-XVIII.
[6] Mehmet S. Hatiboğlu, “Goldziher Ignaz” , DİA, 14, s. 104.
[7] Goldziher, Ignaz, Die Zahırıten, trc. Cihad Tunç, Zahiriler sistem ve tarihleri, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara 1982, s. VII, *dipnot kaydı.
[8] Goldziher, Ignaz, Die Zahırıten, trc. Cihad Tunç, Zahiriler sistem ve tarihleri, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara 1982, s. XVII-XIX.
[9] Mehmet S. Hatiboğlu, “Goldziher Ignaz” , DİA, 14, s. 104.
[10] Goldziher, Ignaz, Die Zahırıten, trc. Cihad Tunç, Zahiriler Sistem ve Tarihleri, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara 1982, s. XXIII-XXIV.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder