23 Mart 2016 Çarşamba

Beyşehir'de Kuva-yı Milliye Hareketi’nin Başlaması

Mustafa BİDE
mstfbide.42@gmail.com

Osmanlı Devleti içindeki azınlıklar 19. Yüzyıldan itibaren Fransız İhtilali’nin etkisi altında kalmış ve birer ikişer isyan bayrağı açmışlardı. Daha sonra Avrupalı emperyalist güçler Şark meselesi olarak tanımladıkları Müslüman Türk varlığını; Balkanlar’dan, İstanbul’dan ve Anadolu’dan atmak için oyun içinde oyun tezgahlamaya başlamışlardı.
20. yüzyılın son çeyreğinde gelinen nokta ise yaşlı ve hasta adam olarak tanımlanan Osmanlı Devleti’nin varlığına son verecek adımların atılmasından ibaretti. Nitekim Mondros Ateşkes ve Sevr Barış Antlaşmaları bu zincirin son halkaları oldu. [1]
İşte tam bu sırada Anadolu’nun bağrından yükselen bir ses “Ya İstiklal Ya Ölüm” diyerek tavrını koydu. Beyşehirli de İstiklal Savaşı’mıza yürekten destek vermiş ve azımsanamaz ölçüde katkı sağlamıştır. Daha Mustafa Kemal Samsun’a çıkmadan önce Beyşehir’de Kuva-yı Milliye ruhu sesini güçlü bir şekilde duyurmuş ve hatta Konya’daki milli mücadeleye de öncülük etmiştir. İzmir’in işgalini duyan ve bu gelişmeye sert tepki gösteren ilk şehirlerden biri de Beyşehir olmuştur. Bunda Mondros mütarekesini izleyen günlerde Beyşehir süvari alayına tayin edilen Kurmay Binbaşı Nazım Bey’in daha o tarihlerde Toroslardaki aşiretlerle temasa geçerek gerektiği zaman onlara sığınabileceğini birlikte bir savunma hareketine gidilebileceğini söylemesi, Çeçenler arasında teşkilat kurarak halka silah dağıtmasının etkisi çok büyüktür. Nazım Bey 1918 yılı sonlarında veya en geç 1919 yılının ilk aylarında Beyşehir’e gelmiş olmalarıdır. [2]
Gelirken Mondros Ateşkes Antlaşması’na göre dağıtılması gereken birlikleri de dağıtmamış ve beraberinde çok sayıda asker getirmişti. Bu askerlerin bir süre önce yanan şimdi yeniden yapılan askerlik şube binası ile çevre köylere dağıtılması suretiyle barınmaları sağlanmıştır. Nazım Bey’e destek veren en önemli isim ise Çeçenler arasında hatırı sayılır biri olarak tanınan Süleyman Sırrı Bey olmuştur. Onlar kurdukları teşkilata “YOLDAŞ” adını vermiş ve vatanın kurtuluşu için mücadele etmişlerdir.[3]
Bu sayede Kuva-yı Milliye ruhu Konya ve Antalya çevresinde de yankılanma imkânı bulmuştur.
Süleyman Sırrı Bey Konya bölge başkanıdır. Sorumluluğu iç Anodolu’dan Akdeniz’e kadardır. Süleyman Sırrı Bey bu bölgelerden gerekli teçhizatları toplayıp Sakarya Muharebe bölgesine göndermişlerdir. Sakarya Muharebesi’nde Çeçen İbrahim Toltay şehit düşmüştür. İbrahim Toltay’ın rütbesi ise yedek subaydır. [4]
Miralay Nazım Bey ise II. İnönü Muharebesi’nde şehit düşmüştür. [5]
Kısacası Çeçenler Beyşehir’de Milli Mücadele döneminde örgütlenerek Kuva-yı Milliye’ye azımsanmayacak bir katkı sağlamışlardır.

Sonuç olarak Çeçenler Kafkasya’da Ruslar’la bir ölüm kalım mücadelesine girmişler ve Anadolu’ya geldiklerinde de Türk milletiyle birlik olarak bir var olma mücadelesine girişmişlerdir. Çeçenler özellikle Beyşehir ahalisini örgütleyerek Anadolu’da işgallerin en küçük beldelerde bile kolay olmayacağını göstermişlerdir. Özellikle İzmir’in işgali sırasında Beyşehir’in önde gelen isimlerinden Çeçen Süleyman Sırrı Bey önderliğinde gereken tepki Beyşehir ahalisi tarafından gösterilmiştir.
Süleyman Sırrı Bey, Milli Mücadele döneminde Beyşehir Kuva-yı Milliye Kumandanlığıyla birlikte bir süre Beyşehir Belediye Reisliği görevini de yürütmüştür.
Çeçenler Beyşehir’e yerleştirildikten sonra da doğaya ve çevreye uyum gösterme aşamasında birçok kayıplar vermişler ve burada da doğayla bir yaşam mücadelesine girişmişlerdir. Gerek bulaşıcı hastalıklardan gerekse içme suyu nedeniyle birçok zayihat vermişler ve hayatta kalmayı başarabilmişlerdir.
İlk olarak Kosti Bahçesi çevresine yerleştirilen Çeçenler daha sonra havadar olması sebebiyle bugünkü Hamidiye Mahallesi ve çevresine yerleşmeyi uygun görmüşlerdir.
Çeçenler günümüzde bile kendi karakteristik özelliklerini kaybetmemiş gerek düğünleri gerekse geleneklerinde hala eski göreneklerinin izleri bulunmaktadır. Çeçenler dillerini kısmen koruyabilmiş ve yeni nesillere kısmen aktarabilmiştir. Şu anki Hamidiye Mahallesi ve çevresinde yeni yetişen nesil gerek eğitim gerekse iş ve meslek nedeniyle Beyşehir dışında ikametlerini sürdürmektedir.
Yani Çeçenler şu an günümüzde bile hala eski gelenek ve göreneklerini sürdürmeye çalışmakta ve kendi izlerini taşımaktadır. Çeçen halkı zamanla Beyşehir ahalisinin içine karışmış ve Beyşehir’in yerli unsurları haline gelmişlerdir.

KAYNAKÇA

ALPEREN 2001, B.,Beyşehir ve Tarihi, Büyük Sistem Dershanesi Matbaası, Konya.

Mustafa Bide tarafından 05.12.2014 tarihinde Konya/Beyşehir’de Mustafa BEŞTOY (D. 1938) ile yapılan mülakat.

DİPNOTLAR


[1] ALPEREN 2001, B.,Beyşehir ve Tarihi, Büyük Sistem Dershanesi Matbaası, Konya  2001, s.51.
[2] Alperen 2001, s.51.
[3] Alperen 2001, s.51.
[4] Mustafa Bide tarafından 05.12.2014 tarihinde Mustafa Beştoy ile yapılan mülakat.
[5] Mustafa Bide tarafından 05.12.2014 tarihinde Mustafa Beştoy ile yapılan mülakat.




1 yorum:

  1. Böyle değerli bilgileri bizimle paylaştığınız için teşekkür ederiz. Başarılarınızın devamını dilerim.

    YanıtlaSil

YASAL UYARI: İçeriklerin bütünü veya bir kısmının kaynak gösterilmeden kullanılması yasaktır!!!