1 Mart 2018 Perşembe

Bulutlara Bağlı Bilyeler

Simge Cesur
Hayat avuçlarımızdan pervasızca akıp gidiyorken bile alışmanın acı tadını hissettiriyordu. Alışmak korkakların en güçlü silahıydı. 
Ülkece ne çok alıştık değil mi yaşananlara? Başucumuzda duran gerçekleri aydınlatmadan ışığı kapatıp uyuyoruz. Dinlemekten oynat tuşu bozulmuş radyo gibi dinledikçe olağanlaşan haberlerde, ne kadar yaşanası bir zaman diliminde olduğumuzun delili... Sözcüklere yüklediğimiz anlam sözcüklerde bile yer edinmezken, bir meçhulün varlığına inanarak ilerliyoruz. İnandığımız şey nedir peki?
Modern bir toplum olduğumuz mu, kavramları gelişigüzel kullanmamış olmamız mı? Elimize sıcak çaylarımızı, taptaze meyvelerimizi ve anlık üzüntülerimizi alıp oturduğumuz zaman izlediğimiz haberlerde unutulacak acı dolu hayatların yalancı şahidi. Evet! Şahitlik yapıyorlar çünkü unutuyoruz; milletçe, toplumca birey olarak... Tecavüzler istismar diye aktarılırken tarih daha neler yazacak değil mi? Yarınlara bıraktığımız her şey bizi bugünümüzden etti. Karşı çıksak da ses etmedik. Saldırıya, "birinin iyi niyetini kötü kullanma" dedik ve işte burada kaybettik. Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki yalnızca yılbaşında öğreniyoruz bulunduğumuz, yaşadığımız bu modernlikten kilometrelerce ışık yılı uzaklıkta, yozlaşmaya bir adım yakın zamanı...
Modern değiliz, modernlik nedir onu bile bilmeyiz. Bildiğimiz tek şey hayatı dertsiz, tasasız yaşamak gerektiği. Bir başkasının yıkılan umutlarının, çalınan masumiyetlerinin bizim için hiç mi hiç önemi yok. Zaman modernliği, susmak diye tanıtıyor. Tanışmak istemiyoruz böylesine aşağı bir modernlikle. Mesele yalnızca modern olduğumuzu düşünüp tecavüzlere, istismarlara susarak cevap vermemizde değil! Ülkece keşmekeş bir haldeyiz. Cemrelerin bir bir düşmek için sıraya girdiği şu günlerde tomurcuklanan ağaçlar ilkbahar geliyor diye devrimini gerçekleştirse de asıl mevsimimiz kıştır. Penceremizin açıldığı sokaklar ve balkondan izlediğimiz kaldırım taşları dahi kırağı tutmuş. Sıcacık evlerimize giden yollar hep soğuk. Evimize giden yollar neden hep soğuk biliyor musunuz? Hatıralarında tecavüz yatan çocukların bir daha o eve girmek istemeyişinden, uyuşuk cesaretlerinden. Çocukları böyle güçsüz, böyle savunmasız bir ortamda yaşadığını hissetmesinde hepimizin payı var. 
Bilyelerinizi göğe bağlayın çocuklar, çünkü oyuncaklarınız yok artık! Oyuncakla oynar gibi yok edilen hayatlarınız var. Çocuklara saldırı, büyümemiş bedenlere saldırıdır. Büyümemiş hayallere, büyümemiş yarınlara saldırıdır. Çocuklara saldırı demek ülkeye saldırıdır, ve millete... 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder